İzmir’deki Yapıların Yüzde 35’i Depreme Dayanıksız!
653 okunma

İzmir’deki Yapıların Yüzde 35’i Depreme Dayanıksız!

Ocak 30, 2025 10:19
İzmir’deki Yapıların Yüzde 35’i Depreme Dayanıksız!
0

BEĞENDİM

İzmir, Türkiye’nin üçüncü büyük şehri olmasının yanı sıra, geçmişte yaşadığı depremler sonucu büyük kayıplar yaşamıştır. 30 Ekim 2020 tarihinde meydana gelen deprem, şehirde birçok binanın yıkılmasına ve büyük bir yıkıma neden olmuştur. İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) İzmir Şubesi’nin Başkanı Bengi Atak’ın açıklamalarına göre, depremin en çok etkilediği ilçeler olan Bornova ve Bayraklı’daki envanter çalışmaları sonucunda bu ilçelerdeki 60 bin yapının yaklaşık yüzde 35’inin ‘Depreme dayanıksız olma ihtimali yüksek’ olarak raporlanmıştır. Bu durum, İzmir’deki yapıların çoğunun deprem riski taşıdığını göstermektedir.

İzmir’de toplam yapı sayısının 950 bin 490 olduğunu belirten Atak, depremin getirdiği yıkımın ardından yapı stoklarının kapsamlı bir değerlendirmeye tabi tutulması gerektiğini vurgulamaktadır. 30 Ekim 2020 depreminde 117 kişinin hayatını kaybetmesi, şehirdeki yapısal durumun acilen ele alınması gerektiğini gözler önüne sermektedir. İzmir’in farklı bölgelerinde yürütülen envanter çalışmaları, özellikle 2000 yılı öncesinde inşa edilen binaların daha fazla risk altında olduğunu ortaya koymuştur. Bu durum, 1999 depreminin ardından getirilen inşaat standartları ve deprem yönetmeliği değişiklikleri ile de doğrudan ilgilidir.

Atak, İzmir’deki envanter çalışmaları ve elde edilen verilerin önceliklendirme amacı taşıdığını belirtmektedir. Bu nedenle, en yüksek risk taşıyan yapıların saptanması ve bu yapılar üzerinde gerekli yeniliklerin yapılabilmesi için çalışmalar büyük bir önem taşımaktadır. Ayrıca, Karşıyaka’da da envanter çalışmalarının başlatıldığını, buradaki yaklaşık 23 bin binanın da değerlendirmeye tabi tutulacağını ifade eden Atak, İzmir genelinde büyük bir veri seti elde edeceklerini söyledi. Karşıyaka sonrasında Konak ilçesinde de çalışmaların tamamlanmasıyla daha kapsamlı bir sonuç elde edilmesi hedeflenmektedir.

Yapıların periyodik olarak kontrol edilmesinin önemine değinen Atak, imar barışı kapsamında affedilen yapıların kontrol edilmediği sürece riskli durumda kalmaya devam edeceğini belirtti. Yapıların bakım ve onarımlarının düzenli olarak yapılması gerektiğini vurgulayarak, binaların da araçlar gibi muayeneden geçmesi gerektiğini ifade etti. Bu tür düzenli kontrollerin, yapısal değişikliklerden kaynaklanan risklerin önüne geçilmesine yardımcı olacağını belirtti. Atak, bina tasarımında ve inşaatında belirli yük taşıma varsayımları olduğunu ve bunun üstüne ekleme yapılmasının tehlikeli sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti.

Atak, İzmir’in depreme hazır olmadığını ifade ederken, yapılan kentsel dönüşümleri eleştirmektedir. Dönüşüm projelerinin genellikle ekonomik olarak güçlü bölgelerde yoğunlaştığını, bu durumun ihtiyaç sahiplerini dışladığını dile getirdi. Devletin ve kentsel dönüşüm sürecinin yönlendirilmesinde daha aktif ve destekleyici olmasının gerektiğini söyleyen Atak, özellikle İzmir’de yaşanabilecek diğer doğal afetler için de hazırlıkların artırılması gerektiğini savundu. Envanter çalışmaları, Deprem Master Planı ve diğer önlemler umut verici olmakla birlikte, somut adımların atılmasının elzem olduğunu vurguladı.

Sonuç olarak, İzmir’deki yapı stokunun durumu ciddi bir risk taşımaktadır. İnşaat Mühendisleri Odası’nın yaptıkları envanter çalışmaları, şehirdeki yapıların depreme dayanıklılığının arttırılması adına önemli bir başlangıç oluşturmaktadır. Ancak, bu çalışmaların yanı sıra, yerel yönetimlerin, devletin ve sivil toplum kuruluşlarının iş birliğinin gerekli olduğu ve bu bağlamda hızlı bir şekilde somut adımlar atılması gerektiği aşikardır.

En az 10 karakter gerekli