Eğitimde Şiddet: Okullarda Güvenlik Krizi!
1216 okunma

Eğitimde Şiddet: Okullarda Güvenlik Krizi!

Nisan 16, 2026 05:37
Eğitimde Şiddet: Okullarda Güvenlik Krizi!
0

BEĞENDİM

“`html

14 Nisan 2026 tarihinde Şanlıurfa’nın Siverek ilçesindeki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde, ardından 15 Nisan 2026 tarihinde Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesindeki Ayser Çalık Ortaokulu’nda gerçekleşen silahlı saldırılar, ülkemizdeki eğitim alanlarının geldiği endişe verici durumu bir kez daha gözler önüne sermektedir. Okullar, bilim ve aydınlanmanın merkezleri olma görevini üstlenmeleri gerekirken, giderek şiddetin, güvensizliğin ve temel insan hakkı olan yaşam hakkının ihlallerinin merkezine dönüşmektedir.

2026 yılının başından itibaren Türkiye genelinden gelen okul saldırısı haberleri artık münferit olaylar olmaktan çıkmış ve toplumsal bir krize dönüşmüştür. Geçmiş veriler, okul saldırılarının 1950’lerden günümüze dünya genelinde artış gösterdiğini ortaya koysa da, ülkemizdeki son yıllardaki artış ivmesi, yapısal bir ihlalin ve politika eksikliğinin sonucu olarak değerlendirilmektedir. Eğitim sendikalarının Türkiye genelinde iş bırakması ve can güvenliği taleplerini yükseltmesi, eğitim emekçilerinin yaşadığı çaresizliğin en somut örneğidir. Okullarda görev yapan öğretmenler, her gün fiziksel saldırı tehdidi altında çalışmakta; çocuklar ise, güvenli olması gereken bu çatılar altında hayati tehlikelerle karşı karşıya kalmaktadır.

Bilinmesi gereken bir diğer önemli nokta ise, yaşanan bu şiddet sarmalının tesadüfi olmadığıdır. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan yaşam hakkı, devletin sadece bireyin canına kastetmemesinin değil, aynı zamanda bu hakkın korunması için gerekli olan tüm önlemleri almasının, yani pozitif yükümlülüklerini yerine getirmenin zorunlu olduğuna işaret eder. Devlet; çocukları ve eğitimcileri şiddetten koruyacak yasal ve idari mekanizmaları geliştirmekle, okulları güvenli alanlar haline getirmekle yükümlüdür. Ancak mevcut siyasi iradenin önceliği, korunma ihtiyacı olan çocukların tespit edilmesi ve bu ihtiyaçların bilimsel yöntemlerle karşılanması değil, tam tersine, çocukları koruma odaklı politikalar geliştirmek yerine onları eğitimden kopararak ucuz iş gücü olarak piyasaya dahil etme yönünde bir anlayışa yönelmektedir.

Çocukların ekonomik sömürüsünü meşrulaştıran, eğitimi ticarileştiren ve çocukları korumasız bırakan bu yaklaşım, çocukların suçla temas etmesine neden olan yapıyı inşa eden unsurlardandır. Bu sistemin kendisi, devletin denetim ve gözetim yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve çocuk koruma sistemini işlevsiz bırakmasının doğrudan bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Okullarda yaşanan her saldırıdan, eğitim emekçilerinin maruz kaldığı her şiddet eyleminden ve çocukların hayatlarını kaybettiği, gelişim haklarının her gün ihlal edildiği bu durumdan sorumlu olanlar, koruyucu politikaları ihmal eden ve sömürü odaklı politikalarda ısrar edenlerdir.

Şanlıurfa’daki, Kahramanmaraş’taki, ayrıca Mersin’deki saldırılar ve saldırı girişimleri ne ilktir ne de bu politikalar değişmedikçe son olacaktır. İzmir Barosu olarak, bu sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.

“`

En az 10 karakter gerekli