İzmir Büyükşehir Belediyesi ile ilgili yaşanan gelişmelerde, Altan İnanç İzmir’in mallarına yönelik bir çökme girişimi olduğunu dile getirdi. Özellikle Egemenlik Evi, Meslek Fabrikası ve bir gasilhane üzerinde devam eden tartışmalar, İnanç’ın ifadesiyle bu girişimin bir parçası. İnanç, bu taşınmazlar için öne sürülen “vakıf iltisakı” gerekçesinin hukuki açıdan tartışmalı olduğunu belirtti. Bu vurgusu, İzmir’deki kamu malına yönelik tehdidi daha belirgin hale getiriyor.
Meslek Fabrikası’nın uzun yıllar boyunca on binlerce kişiye meslek edindirme hizmeti sunduğuna dikkat çeken İnanç, belediye tarafından yapılan restorasyon ve harcamaların tamamen “İzmirli’nin parasıyla” gerçekleştiğini ifade etti. Yargı sürecinin devam etmesine rağmen, tahliye baskısının oluştuğunu belirtmesi, durumun aciliyetini gözler önüne serdi. Bu tür uygulamaların belediyeleri çalışamaz hale getirme amacı taşıdığını savunan İnanç, bu durumun sonuçlarının doğrudan yurttaşları cezalandırdığını öne sürdü. “Bu mallar İzmirlinin mallarıdır” diyerek, halka ait olan bu değerlerin korunması gerektiğini vurguladı.
Programda İzmir Limanı ile ilgili özelleştirme ve devretme iddiaları da gündeme geldi. İnanç, limanın özelleştirilmesi ve bunun yanı sıra köprü ve otoyol gibi altyapı varlıklarının satış/özelleştirme tartışmalarıyla ilişkilendirildiğini anlattı. Bu durumun ülke ekonomisi açısından ciddi sorunlara yol açabileceğine dikkat çekerken, yoksulluk, gelir adaletsizliği ve yüksek dolaylı vergilerin vatandaş üzerindeki yükünü vurguladı.
Yayın sırasında laiklik ve eğitim politikaları da masaya yatırıldı. İnanç, Anayasa’nın ilgili maddelerine ve Milli Eğitim Temel Kanunu’na atıfta bulunarak eğitimde laiklik ilkesinin esas olduğunu belirtti. “Camiye, kışlaya ve okula siyaset sokmak devletin temeline dinamit koymaktır” diyerek, inanç özgürlüğünün güvencesinin laiklik olduğunu ifade etti.
İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi’nde yaşanan gerginliklere de dikkat çeken İnanç, bazı ifadelerin “haddini aştığını” ve iddianame süreçleri tamamlanmadan suçlayıcı bir dil kullanılmasına itiraz etti. “Masumiyet karinesi var” diyerek, siyasette kullanılan üslubun toplumsal gerilimi artırdığını vurguladı.
Programın ilerleyen bölümünde İzmir’in kent gündemine ilişkin konular da ele alındı. İnanç, raylı sistem yatırımları, İZBAN’daki yönetim ve sinyalizasyon sorunları, Körfez kirliliği, Gediz’in etkisi gibi başlıklara dikkat çekti. Özellikle Körfez temizliği için merkezi bütçeden İzmir’e ayrılan kaynakların yetersiz olduğu görüşünü dile getirdi. Ayrıca, geçmiş yıllarda yaşanan büyük yangınlar ve bazı alanların imara açılacağı iddiaları üzerine, orman alanlarının korunması ve doğru planlama konusuna vurgu yaptı.
Çöp yönetimine de değinen İnanç, vahşi depolamanın kabul edilemeyeceğini ifade ederek, ayrıştırma ve geri dönüşüm odaklı modern tesislere kesinlikle ihtiyaç olduğunu belirtti.
Programın kapanışında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin kamu kaynaklarını en iyi şekilde kullanma çabasında olduğunu vurgulayan İnanç, Cemil Tugay yönetiminin kamucu ve halkla iç içe bir anlayışla çalıştığını söyledi. Eleştirilerin olabileceğini, ancak niyetin sorgulanmaması gerektiğini belirten
1
Feci Kaza: İki Ölü, Üç Yaralı!
2795 kez okundu
2
Bergama’da Arkeolojik Sit Alanları Tescillendi!
2742 kez okundu
3
İzmir’de Elektrik Kesintisi! İşte Detaylar ve Tarih!
2696 kez okundu
4
İş Adamı Halit Yukay İçin Duygusal Cenaze Töreni
2688 kez okundu
5
Foça’da Esnaftan Belediye’ye İsyan Afişleri!
2664 kez okundu