Emine Kulak’ın Öncüşehir’deki haberine göre, Santorini Adası ve çevresinde 28 Ocak 2025’ten itibaren başlayan sismik hareketler hala devam ediyor. Ege Denizi’nde 10 Şubat 2025 itibariyle 3’ten büyük deprem sayısı 1000’e yaklaşmış durumda. Kaydedilen en büyük deprem ise 5.2 büyüklüğünde. AFAD, olası acil durumlara müdahale edebilmek için çeşitli illerden 70 kişilik takviye ekibi İzmir’e görevlendirdi.
Konu ile ilgili olarak Klinik Psikolog Şenel Karaman, deprem korkusu ve bu süreçle başa çıkma stratejileri hakkında Öncüşehir’e önemli açıklamalarda bulundu. Karaman, toplumun deprem ile ilgili kaygı ve endişe yaşamasının oldukça doğal olduğunu dile getirerek, Türkiye’nin dünyada en fazla depremden etkilenen ülkeler arasında yer aldığını vurguladı. “Depremin olacağını biliyoruz ama ne zaman olacağını bilemiyoruz. Bu belirsizlik, özellikle kaygı sorunu olan kişiler için daha da zorlayıcı bir hale geliyor” diye belirtti.
Karaman, kaygının hayatta kalmamızı sağlayan duygulardan biri olduğunu kaydederken, geçmişte yaşanan travmaların, belirsizlik içeren durumlarla karşı karşıya kaldıklarında kişiler üzerinde daha fazla etkili olduğunu ve günlük yaşantılarını sürdürmelerinde zorluklar yaşatabileceğini ifade etti. Deprem anında yaşanan kaygıların aşırı boyutlara ulaştığında, kişilerin yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebileceği konusunda uyarıda bulundu.
“Ciddi bir kaygı sorunu yaşamayan bireyler, deprem haberlerinden ve olası belirtilerden etkilenerek durumlarını değerlendirebilirler. Ancak eğer bir kişi sürekli deprem hakkında düşünüyorsa, bu artık psikolojik bir sorun halini almaya başlamış demektir” dedi. Karaman, burada ince bir çizgi olduğunu vurgulayarak, deprem olasılığını göz önünde bulundurmanın gerekli olduğunu ancak bunu aşırı kaygıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini de ekledi.
Karaman, medyanın depremle ilgili yaptığı haberlerin de kaygıyı artırabileceğini belirtti. Eğer bir haber başlığı veya içeriğinde felaketleştirme varsa, bu durum kişilerin sürekli olarak “her an deprem olabilir” düşüncesine kapılmasına neden olabiliyor. Bunun sonucunda, geçmişte yaşanan travmalar, bu tür durumlarda daha etkin hale gelebiliyor ve birey gereksiz yere kaygı duymaya başlıyor. Özellikle normalde önemsenmeyecek küçük sarsıntılar bile kaygılı bireyler tarafından daha fazla hissedilmeye başlanıyor” dedi.
Deprem kaygısının üstesinden gelmek için alınabilecek önlemler üzerinde durarak, işyerleri, okullar ve diğer yoğun insan bulunan alanlarda tatbikatların düzenlenmesi gerektiğini belirtti. “Tatbikatlar, bireylerin deprem anında ne gibi davranışlar sergilemeleri gerektiği konusunda bilgi sahibi olmalarını sağlar. Ayrıca, toplumun şeffaflığa olan ihtiyacı da göz ardı edilmemelidir” dedi.
Karaman, olası deprem bölgesinin risk haritalarının paylaşılarak alınacak önlemlerin ve vatandaşlara sağlanan önerilerin açık ve net bir şekilde iletilmesinin insanları bilinçlendireceğini ifade etti. Psikososyal destek birimlerinin oluşturulması ve bu ekiplerin eğitim almasının deprem sonrası yaşanacak psikolojik etkileri azaltmada etkili olabileceği önemle vurgulandı.
Ayrıca, siyasetçilere ve kamu yöneticilerine yönelik uyarılarda bulunan Karaman, “Bu kişilerin açıklamaları toplum açısından çok önemlidir. Felaket sonrası doğal olarak doğan öfkenin, siyasi otoriteye yönelmesi olasıdır. Bu nedenle
1
Feci Kaza: İki Ölü, Üç Yaralı!
2795 kez okundu
2
Bergama’da Arkeolojik Sit Alanları Tescillendi!
2742 kez okundu
3
İzmir’de Elektrik Kesintisi! İşte Detaylar ve Tarih!
2697 kez okundu
4
İş Adamı Halit Yukay İçin Duygusal Cenaze Töreni
2690 kez okundu
5
Foça’da Esnaftan Belediye’ye İsyan Afişleri!
2664 kez okundu