8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle, İzmir Kent Haber’e bir bildiri yayınlayan Sağlık-Sen İzmir 2 No’lu Şube Kadın Kolları Başkanı Uzman Hemşire Emine GÖK, sağlık sektöründeki kadın çalışanların önemini vurguladı. Gök, kadın sağlık çalışanlarının maruz kaldığı yapısal zorluklar ve mesleki ihtiyaçlarının kamuoyuyla paylaşılması gerektiğine dikkat çekti.
Gök, ‘Sağlık alarm veriyor’ başlığı altında yapılan araştırmanın sonuçlarına dikkat çekerek, kadın sağlık çalışanlarının yalnızca iş yüklerini değil; çalışma düzenlerini, bakım sorumluluklarını, psikososyal durumlarını, maruz kaldıkları güvensizlik hissini, ekonomik baskıyı ve mesleki gelişimlerindeki engelleri değerlendirmenin önemine vurgu yaptı.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü vesilesiyle basın mensuplarına hitap eden Gök, kadınların sağlık sisteminin en temel gücünü oluşturduğunu belirtti. Hastanelerde, aile sağlığı merkezlerinde ve diğer sağlık ortamlarında yoğun bir emek harcanmasına karşın, bu emeğin arkasındaki zorlukların yeterince görünürlük kazandırılmadığının altını çizdi.
2026 yılına ait verilerle 20 Şubat – 6 Mart tarihlerinde gerçekleştirilen araştırmaya toplam 168 sağlık çalışanı katılmış olup, katılımcıların %97.6’sı kadınlardan oluşmaktadır. Bu durum, sağlık sisteminin yükünü taşıyan ana gövdenin kadın emekçilerden oluştuğunu göstermektedir. Katılımcıların yaş dağılımı incelendiğinde, 35-44 yaş aralığındaki çalışanların %38,7 ile en büyük grubu oluşturduğu kaydedilmiştir.
Araştırmada yer alan kadın sağlık çalışanlarının %74,4’ü evli iken, %60,7’si bakmakla yükümlü olduğu en az bir kişiye sahip olduğunu ifade etmiştir. Ayrıca %36,9’u iki çocuk, %29,8’i ise bir çocuk sahibi olduğunu belirtmiştir. Bu durum, kadın emeğinin yalnızca iş alanında değil, evde de ciddi bir yük taşıdığını ortaya koymaktadır.
Eğitim düzeyine baktığımızda, katılımcıların %56.5’i lisans, %14.3’ü yüksek lisans ve %4.8’i doktora mezunudur. Meslek dağılımında ise hemşireler %42,9 ile ilk sırada yer alırken, bunu ATT/Paramedikler %14,9 ve ebeler %13,1 izlemektedir. %90,5’inin kamu kurumlarında çalıştığı gözlemlenmiştir.
Çalışma biçimlerine gelindiğinde ise, katılımcıların %55,4’ü gündüz mesai, %25’i karma mesai-nöbet düzeninde çalışmaktadır ve %19,6’sı vardiyalı çalışmaktadır. Haftalık ortalama çalışma süresi incelendiğinde, katılımcıların %44’ü 41-48 saat, %25’i ise 49 saatten fazla çalıştığını belirtmiştir. Bu durum, sağlık hizmetinin yoğun bir tempo ile yürütüldüğünü göstermektedir.
Araştırmanın bulguları, kadın sağlık çalışanlarının çalışma koşullarının ne denli zorlayıcı olduğunu gözler önüne seriyor. Katılımcıların %56,5’i personel sayısının mevcut iş yükünü karşılamadığını düşünmekte, %59,5’i görev tanımlarının belirsiz olduğunu ifade etmektedir. Bu durum, iş dağılımında adalet algısının zayıf olduğunu ve kadın çalışanların iş yaşamında karşılaştıkları zorlukları ortaya koymaktadır.
Yine katılımcıların yalnızca %45,2’si yasal mola ve dinlenme haklarını düzenli kullanabildiğini belirtirken, %39,3’ü bunu kullanamadığını ifade etmiştir. Ayrıca, işin günlük baskıları, sağlık çalışanlarının zihinsel sağlığı üzerinde olumsuz etkilere yol açarak, zihinlerinde iş yükünü taşımalarına neden olmaktadır.
1
Katarakt Tedavisinde Yeni Teknolojilerle Umut
2543 kez okundu
2
Kış Aylarında Sarı Serum İle Sağlığınızı Tehlikeye Atmayın
2507 kez okundu
3
Ekran Bağımlılığı: Çocukların Gelişimi Tehlikede!
2489 kez okundu
4
Suriye’den gelen toz bulutu sağlığı tehdit ediyor!
2479 kez okundu
5
İstanbul’da Şiddet ve İncellerin Korkutucu Sesi
2450 kez okundu